Boulevard
BURASI-2
Karadeniz fıkraları

e-zonguldak

Karadeniz fıkraları



Verdim ama
Bizim Temel, bir tv kanalinda yarismaya katilir.Kazandigi parayi eksik verirler. Temel sebebini sorar. "E, oyle vergi kesiyoruz" cevabini alir. Bunun uzerine Temel, avukata basvurur. Avakut ona Televizyonu mahkemeye ver der. Aradan zaman gecer avukat yolda Temeli gorur, ona sorar. Ula televizyonu mahkemeye verdin mi? Temel cevaplar.
Verdim ama ertesi cün keri ketirdim oni...Insan yine de televizyonsuz yapamayi! sonradan geri aldımm onu
 

Temel Usulü İntihar
Dursun bir gün ormanda gidiyormuş. Temeli bir ağaca belinden bağlı şekilde bulmuş.
- Napiyosun Temel, demiş Dursun.
Temel:
- İntihar ediyorum, demiş.
Dursun: 
- Benim bildiğim öyle intihar edilmez; o ipi beline diil boynuna bağliyacaksin, demiş.
Temel
- Onu da denedim; az daha boğuluyodum...
 


Şaka
Bir gün Temel balığa çıkar. İyi bir avdan sonra bir tekne balık tutar. Birden hava patlar ve çok büyük bir fırtına çıkar.
Temel dua etmeye başlar. Tanrım beni bu fırtınadan kurtarırsan bütün bu balıkları fakirlere dağıtacağım der içinden.
Hava bir zaman sonra düzelir. Temel evine dönmeye başlar. Bir tarafdanda balıklara bakar ve içinden bu balıklar fazla yarısını dağıtsam olur der. Biraz daha sonra balıklara tekrar bakar ve bu balıkların yarısıda çok fazla, ben bunların çeyreğini dağıtsam olur der.
Biraz daha zaman geçer Temel tekrar balıklara bakar. Tam o sırada hava tekrar bozulur. Temel kafasını gökyüzüne diker ve şöyle der:
-Haçen sende şakadan heç anlamiyesun...
 


AKŞAM SERİNLİĞİNDE
Bir mecliste konuşulurken, Amerikalı : -Biz Mars'a gideceğiz, demiş. Alman : -Biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş. Fransız : -Atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş. Bizim Karadenizli de onlardan geri kalmamak için : -Biz de güneşe gideceğiz, demiş. -Güneşe gidemezsiniz, demişler. Güneş yakar. Karadenizli gülümsemiş : -O kadar da enayi değiliz, tabi, demiş. Akşam serinliğinde gideceğiz.
 


ASMAK 
Dursun evinden çıktığında birde bakar ki komşusu Temel kendini belinden ağaca asmış halde duruyor.Hemen gidip ipi ağaçtan çözer.Komşusunu ağaçtan indirdikten sonra merakla sorar : -Ha sen ne yapayudun öyle? -Hiç kendimi asaydum... -Ha uşağum, penum pildiğum insan poynundan asılayi. Temel üzgün ve çaresiz bir halde komşusu Dursun'a baktıktan sonra cevap verir : -Ben de öyle yapmişudum.Ama ipu poynima pağladığum zaman bi türlü nefes alamayrum.
 
 

AT YARIŞI 
At yarışına merak saran Temel bir gün hipordroma gider. Yalnız önünde delicesine bir o yana bir bu yana koşan atlara akıl erdiremez ve dayanamayarak yanındakine sorar. -Hah hemşerim bu atlar ne deli gibi koşup duruyor. Adam da : -1. olana ikramiye var da ondan, der. Temel de cevap vererek : -Hah 1. olana para varda ötekiler niye koşup duruyor.
 


AYAĞIMI DENİZE SOKUP 
Temel her gün köyden evine gidince paçaları ıslak gidiyormuş. Bir gün köylünün biri sormuş : -Ya Temel neden senin paçaların hep ıslak? Temel akıllı ya : -Deniz kenarına gittiğim zaman bir sigara içiyorum sonra bu sigarayı denize atıyorum. Ondan sonra söndüğünden emin olmak için ayağımı denize sokup tekrar söndürüyorum.
 
 



AYAKKABI 
Temel işe girmek için sözlü sınava giriyor.Çok heyecanlı, bir önceki adaya soruyor : -Ne sorayiler? -Ayakkabı. Temel'in sırası geliyor, bilsin diye kolay soruyorlar : -Dört ayaklıdır, miyav miyav der. Temel soruyor : -Bağcıkli midur?
 


AYNI YAŞTA TEĞİL MİDUR? 
Temel yaşlanmış ve sol ayağı devamlı ağrımaya başlamıştır. Ağrılara dayanamayan Temel günün birinde doktora gitmiş : -Eyi çünler toktor pey. -Buyrun size nasıl yardımcı olabilirim. -Pir şiçayetum vardur. -Anlatın sizi dinliyorum. -Haçan pubenim sol ayağım tevamli olarak ağrımaktadır. Temeli kısa bir süre inceleyen doktor teşhisini koyar. -Efendim sizin sorununuz yaşlılıktan meydana gelmektedir. Yani ayağınızda romatizma vardır. Doktorun bu teşhisini duyan Temel : -Ula toktor pey madem öyle diyeysunuz ama penum sağ ayağım hiç ağrımıyor o da öbür ayağımla aynı yaşta teğil midur.?????
 
 

BANA GÜVENMEYİN
Gazetede şöyle bir ilan çıkmış : "Bir müdür aranıyor.Yüksek tahsilli, İngilizce ve Fransızca bilen, askerliğini yapmış, 30 yaşından gün almamış, boyu 1.85'den yukarı ve bekar olması gerekir... Temel başvurmuş : -Ben demiş, yüksek tahsil şöyle dursun ilk mektebi bile zor biturdum.İnciluzce de Firansizca da bilmeyrum.Yaşım 45'den yukarı, boyum 1.67... -Eeee, demişler.Ne demek istiyorsun? Temel gayet ciddi : -Bu ilanı verduğunuz müdürlük işi var ya, ha bu iş için bana güvenmiyesunuz demeye geldim...
 
 




BAŞLARINA BİRŞEY GELMİŞ Mİ? 
Temel askerdeymiş. Teröristlerin köprünün altına gelip pusu kuracakları haberini almışlar. Temelin bölüğüde teröristlere operasyon düzenlemek için köprüde pusuya yatmışlar. Bir saat olmuş gelen giden yok, iki saat olmuş yok, beş saat olmuş yok. Temel komutanın yanına giderek : -Komutanım gidip bakıyım başlarına birşey gelmiş olmasın, demiş.
 
 

BENDE BAŞARILI BİR ERKEĞİM 
Karadeniz'in erkekleri köy ve kasabalarda genelde önden giderler. Hanımları da bir kaç adım geriden onları takip ederdi. Trabzon'a gelen Musa Ağacık (Star Gazetesi köşe yazarlarından) önden giden adamı görünce dayanamaz durdurarak sorar : -Beyefendi, sana demokrasi ve hak adına bir soru soracağım. -Buyur sor? -Şu geriden gelen teyze hanımınız mı? -Evet, ne olmuş? -Demokrasi ve hak adına sen bu vaziyetten utanmıyor musun? Sen önde hanımın arkada. -Niye utanayım ki? Her başarılı erkeğin arkasında bir hanım yok mudur? -Vaaar! -Eeee!Bende başarılı bir erkeğim.


BENDE TUTULDUM 
Doktor Temel hastasına sorar : -Verdiğim ilaçlar iyi geldi mu? Hasta : -Neden sordun? Temel : -Aynı hastaluğa pende tutildum da ondan.
 

BEN GERİ DÖNÜYORUM 
Temel'e Dursun Karadeniz sahilinde oturuyorlarmış Temel Dursuna demiş ki : -Gel beraber Amerika'ya yüzelim. İki kafadar Karadeniz'den başlamışlar yüzmeye. Fıkra bu ya Amerika'ya yaklaşmışlar özgürlük anıtını görmüşler tam bu sırada bizim Temel : -Dursun ben kesildum geri doneyrum, demiş.

 
BENİM ABİ DEVAM ET 
Adamın biri yeni BMW siyle havalı havalı dolaşıyormuş. Kırmızı ışıkta durmuş. Bir kaç saniye sonra kamyon arkadan SHRANKKKKKK diye vurmuş. Adam dısarı çıkıp bakınca kamyondan Temel inmiş ve başlamış yalvarmaya : -Abi etme eyleme ben bu üç kuruş maaşla bu arabanın aynasını alamam beni bağışla. Sen büyüksün abi yaptık bi eşşeklik bağışla abi beni. Adam acımış Temel'e.Tam arabayı tamire götürürken yine bir kırmızı ışıkta durmuş. Yine arkadan kamyon geçirmiş buna. Sinirli sinirli çıkmış adam tekrar. Bi bakmış yine Temel! Camdan bağırmış : -Benim abi ben, devam et!
 

BEN ZATEN 8 FOTOĞRAF MAKİNESİ GETİRMİŞTİM
Temel'in vesikalık fotoğraf çektirmesi gerekir.Arkadaşı Dursun Temel'e : -Sen şuraya bir çukur kaz ben fotoğraf makinesini alıp geliyorum, demiş.Bir süre sonra Dursun gelmiş bir de bakmış ki Temel 8 adet çukur kazmış.Dursun şaşırmış. -Niye 8 tane çukur kazdın deyince. Temel : -8 adet fotoğraf çekmeyecekmiyiz.İşte onun için demiş. Dursun ise : -Hiç gerek yoktu.Ben zaten 8 tane fotoğraf makinesi getirmiştim, demiş.
 

BEYAZ AT BENİM
Temel ile Dursun iki tane at almışlar. Fakat devamlı karıştırıyorlarmış. Hangisi kimin atı belli değil. O yüzden Temel'in aklına parlak bir fikir gelmiş ve atın bir tanesinin kuyruğunu kesmiş. Dursun'un ona inat o da diğer atın kuyruğunu kesmiş. Temel bu sefer atın bir tanesine boya ile işaret koymus. Dursun'da ona inat aynı yere aynı boya ile diğer ata işaret koymuş. Bakmış ki böyle de olmuyor. Temel Dursun'a : -Ha Tursun bak bu böyle olmayacak Beyaz at benimki, siyah at da seninki olsun, demiş.
 
 

BIYIK
Lazistan'ı gezmekte olan turist : -Allah Allah, burada herkesin bıyığı var, demiş. Temel, burnuna dikkat çekerek : -Piz önemli ve değerli şeylerin altini çizeruz.
 
 




BİR KUZUDA EVDE
Bir inşaata amele alınacaktır. Alınacak elemanları kalfa Cemal'in seçmesi istenir. Adaylar kalabalıktır. Bu durumda Cemal sınav yapmaya karar verir. -Pize 1 kisi lazımdur. Pu nedenle sizu imtihan edeceğum. Bir ara gözü Temel'e ilişir. Burnundan tanımıştır. Hemşehrisini işe almak ister. Önce Temeli sınava alır ve sorar. -Hemşerum söyle baa bakalum.. Sana 3 kuzu verdum, sonra 2 kuzu daha verdum kaç kuzu oldi? -6 tane oldi. Cemal biraz bozulur ama çaktırmaz. -Tabi bu soru biraz zor oldu piraz taha kolayini sorayum. -Sana 2 kuzu verdum, sonra 1 tane taha verdum kaç kuzi oldi ? -Tört kuzi oldi. Cemal sinirlenir, Ama hemsehrisinide işe almak ister. -Peçi 1 kuzi verdim, sonra bir kuzi taha verdum kaç etti ? -Üç etti. Bunun üzerine Cemal iki tokat çakar ve tekrar sorar. -Pir kuzi verdum, kaç kuzin oldi? -İçi tane. Cemal iyice sinirlenir ve Temeli iyice döver. -Ulan hemşeru teyup işe almak istedum, sende tam salakmişsun. Ula sağa pir kuzi vermişsem pir kuzin olur anladun mi? -Olir mi, der Temel. -Penum evde bir kuzi de kendumin var.
 

BİR ŞANS DAHA VER
Öğretmen Temele kafayı takmış.İlla sınıfta bırakacakmış çocuğu diye millet dedikodu yapmış.Öğretmende halkın önünde Temeli sınav yapmaya karar vermiş.Stadta millet toplanmış.Ve öğretmen megafonla Temele sormuş : -Yedi kere yedi kaçtır? -Kırk tokuz demiş, Temel. Bir saniye sonra staddakiler ayağa kalkıp hep bir ağızdan : -Pi sanş taha ver, pi sanş taha ver, diye bağırmışlar.


BİSİKLET
Trabzonla Rize arasında bir zamanlar gümrük varmış. Temel hergün bisiklet ve önünde bir kum torbasıyla gümrükten geçermiş. Bir gün Gümrük Memuru bu durumdan kuşkulanmış. Temel'e : -Dur. Ne geçiriyorsun gümrükten, demiş. Temel : -Kum, demiş. Memur kum torbasına elini sokmuş karıştırmış gerçekten sadece kum varmış torbada. Bu olaydan sonra Temel yıllarca gümrükten bisikletle önünde kum torbası olduğu halde geçmiş. Yıllar sonra Trabzonda bir kahvede Temelle Gümrük Memuru karşılaşmış. Gümrük Memuru : -Ula Temel artık emekli oldum sana birşey yapamam gerçekten ne geçiriyordun gümrükten?, demiş. Temel : -Bisiklet, demiş
 
 
BİZ NE DEDİK 
Temel bir gün hakimin karşısına çıkartılır. Hakim Temel'e sorar : -Evladim senin adın ne bakim? Temel : -Adım "Temel", fakat "Z" si yok. Hakim biran düşünür ve Temel'e dönerek der : -Evladım, "Temel"de "Z" yok ki! Temel hemen cevabı yapıştırır : -Eeeee, biz ne deduk hakim bey?

Paraşüt

Temel'le Dursun paraşütle atlama konusunda iddiaya girmişler. En geç paraşütünü açan iddiayı kazanacakmış. Ve bunlar uçaktan atlamışlar. Tabi büyük bir süratle yere doğru yaklaşıyorlar. İkisi de iddiayı kazanmak için paraşütü açmıyor. Yere 20-30 metre kala Dursun paraşütü açıyor ve Temel'e bağırıyor:

- “Ula Temel! Paraşütünü açsana! ”

Temel'de ona bağırıyor:

- “Gerek kalmadı, ha şimdi indik zaten! ”

Prova

Temel ile Dursun paraşüt kursuna yazılır ve hafta sonları eğitim görmektedirler. Aradan aylar geçer ve eğitim tamamlanır.

Yapılacak bir gösteri için prova yapmaktadırlar. Uçaktan atlarlar lakin Dursun’un paraşütü açılmaz,

Temel sorar

- “Dursun, paraşütün açılmadı ne düşünüyorsun ?”.

Dursun:

- “Önemli değil ya demiş, gerçek değil ki prova yapıyoruz.”.

Adı Neydi

Temel NATO'da havacı olarak askerliğini yapıyormuş. Komutan askerlere paraşütten nasıl atlanacağını öğretmiş.

- “Uçaktan atlayınca birinci ipi çekeceksiniz. Paraşüt açılmaz ise ikinci ipi çekeceksiniz. Yine açılmadı, o zaman Meryem Ana'ya dua edeceksiniz.”

Temel uçaktan atlar. Birinci ipi çeker paraşüt açılmaz, ikinci ipi çeker yine açılmaz. O sırada yere yavaş yavaş süzülen komutanının yanından geçerken sorar:

- “Komutanım, komutanım.. Neydi o karının adı ?”

Kafaya Takmıyorum

Şimdi efendim bizim Karadenizli vatandaşlarımızdan birisi (yani Temel) oldukça şiddetli bir ishale yakalanmış ve hastaneye gitmiş.

Tabii ilk muayeneyi yapan doktor bakmış ve hemen dâhiliye bölümüne sevk etmiş. İş bu ya bizimki her nasılsa evraklar karışıp dâhiliye yerine psikiyatriye yatırılmış. O da pek ne olduğunu anlamamış ya. Aradan şöyle 1-2 hafta geçince sevki yapan doktor psikiyatri bölümünde bir arkadaşını görmeye gitmiş. Tam çıkıyormuş ki bizim Temel orada...

- “Yahu, demiş... Sen ne arıyorsun burada. ”

- “Bilmeeeeem... Beni buraya yatırdılar ”

- “Eeeee... n'oldu? ... İshalin geçti mi bari? ”

- “Yok canım... Aynı hızda devam ediyor. Ama artık kafama takmıyorum! ”

Süzme

Temel’in 8 tane çocuğu varmış ama hepsi de birbirinden salak, gerizekalıymış. Temel ve karısı Fadime doktora gitmişler. Durumu

anlatmışlar. Böyle böyle biz artık çocuk istemiyoruz demişler. Doktor bunlara 1-2 kutu prezervatif vermiş. Nasıl kullanılacağını falan anlatmış yollamış. Neyse bunlar kullana kullana bir gün prezervatifleri kalmamış Temel kara kara düşünmeye başlamış. Ne yapsak ne etsek diye Fadime

 - “Dur ben sana dantelden örüvereyim” demiş.

Ölçüyü falan almış 1-2 gün içinde örmüş. Aradan 9 ay geçmiş Temel ile Fadime’nin 1 çocukları daha olmuş. Zamanla çocuk büyümüş,

9-10 yaşlarına gelmiş. Ama nasıl bir çocuk zeki mi zeki, fırlama mı fırlama. Önceki 8 ine hiç benzemiyor. Tüm sınavlarda birinci, sporda tüm şehrin en iyisi, köyün en zeki, atılgan çocuğu olmuş. Bir gün Temel kahvede otururken sormuşlar:

- “Ya Temel senin 9 çocuğun 8'i deli mi deli bu sonuncusu nasıl oluyor da bu kadar akıllı oldu ?”

Temel gerine gerine cevap vermiş:

- “Süzme o, süzme.”

Fitil

Temel ishal olmuş, gittiği doktor da “günde iki defa fitil” salık vermiş. Temel fitilin asıl kullanım şeklinden habersiz olduğundan, hap gibi yutmuş ve tabii ki daha kötü olmuş. İkinci defa gittiği doktor ona günde üç defa fitil vermiş, Temel daha kötü olup da doktora üçüncü defa gidince doktor şüphelenip sormuş:

- “Siz yoksa bu fitilleri hap gibi yutuyor musunuz ?”

Temel kızmış,

- “Yok, bir tarafıma sokuyorum.”

İshal

Temel fena halde ishal olup, ilaç almak için eczaneye gitmiş. Ancak eczacı Temel 'e yanlışlıkla müshil hapı vermiş. Temel ilacı alır almaz bir tane içmiş ve eczaneden çıkmış. Daha eczaneden ayrılalı 300 metre geçmeden, birisi yanına yaklaşıp,

- “Buralarda bir eczane var mı ?” demiş.

Temel tarif etmiş:

- “Şu kahverengi çizgiyi takip et bulursun”

Şikâyet

Temel'e bir işe girmek için sağlık raporu lazım olmuş. Gitmiş tam teşekküllü bir hastaneye. Epey bir muayeneden sonra doktor sormuş.

- “Kulaklarınızdan ya da burnunuzdan bir şikâyetiniz var mı? ” diye.

- “He ya”, demiş Temel. “Özellikle fanilamı çıkarırken çok zorlanıyorum. ”

Doktor

Temel iç hastalıkları uzmanına gitmiş. Doktor:

- “Şikâyetiniz nedir ?” dediğinde:

- “Bir süredir sessiz sessiz yellenmeye başladım. Ne tavsiye edersiniz ?” demiş.

Doktor:

- “Önce bir kulak doktoruna gitmenizi tavsiye ederim!”

Tıp

Temel doktor olmuş. Karşısına bacağı mosmor, davul gibi şişmiş bir hasta getirmişler.

- “Ayağına sımsıcak bir bez saracaksın, yarına bir şeyin kalmaz”, diye ne yapması gerektiğini anlatmış.

Hasta ertesi gün bacağı daha da şişmiş bir halde çıkagelmiş. Temel yeni tedavi önerisini yapmış.

- “Ayağını buz torbasına sar, bir şeyciğin kalmaz... ”

Hasta şaşırmış.

- “İyi ama daha dün tam tersini söylemiştiniz. ”

Doktor Temel adama ters ters bakmış:

- “Ne yani hemşerum, tıp bu, hiç celişme cöstermeyecek mi? ”

Öksürük

Temel boğmaca hastalığına yakalanmış. Acayip bir şekilde öksürüyormuş Sonunda doktora gitmeye karar vermiş. Doktoru odasına girmiş. Doktor Temel’i muayene etmiş ve şöyle demiş;

- “Bu vereceğim ilacı günde 3 kez alacaksın va bir hafta sonra kontrol için tekrar bana geleceksin”.

Ancak doktor Temel'e yanlışlıkla güçlü bir müshil ilacı vermiş. Temel aradan 2 gün geçtikten sonra dayanamayarak doktora tekrar gitmiş. Doktor Temel'e

- “Öksürüğün nasıl oldu?” diye sormuş. Temel doktorun suratına bakarak şöyle demiş

- “Cendime cüvenemeyurum ki öksüreyum doktor bey”.

Sarılık

Karadenizli doktor, hastasına bağırmış:

- “Sağa dört aydur saruluk tedavisi yapayrum da, sen neden bana cinli olduğuni söylemeysun?”

Muayene

Temel dâhiliyeciye gitmiş. Doktor ona neyinin olduğunu sormuş.

- “Öksürayrum”, demiş Temel.

- “Ne zamanlar öksürüyorsun? ”

- “Tuvalette oturayurken kapiyu tıklattıkları zaman”, demiş Temel.

Devekuşu

Temel Avustralya’ya devekuşu avlamaya seyahate çıkıyor. Orada malzemelerini hazırlayıp maceraya atılıyor. Bir virajı dönüncebakıyor 10,15 tane devekuşu hemen arabayı durduruyor. Silahını doğrultuyor, devekuşları silahı görünce ürkerek kafalarını kuma gömüyorlar, kendi akıllarınca saklanıyorlar. Temel etrafa bakıyor ve kendi kendine sinirli sinirli soruyor:

- “Ulan nereye gitti bu hayvanlar? ”

Pilot

Temel Trabzon-İstanbul uçağının kaptan pilotudur. İstanbul’dan havalanmış Temel’in uçağı. Uçak Zonguldak üzerine gelirken bir sarsıntı olmuş, yolcular paniklemiş. Temel anons yaparak

- “Tikkat tikkat kaptanınız konuşuyor. Paniğe gerek yoktur sükûnetinizi koruyun” demiş.

Yolcular rahatlamış. Sinop üzerinde bir sarsıntı daha geçirmiş Temel gene anons yaparak yolcuları sakinleştirmiş. Samsun üzerinde bir sarsıntı daha Temel mikrofonu eline alarak yolculara şöyle seslenmiş.

- “Eşhedü Enlaaa.... ”

Uçak

Bir uçak düşmek üzereymiş. Bu yüzden uçağın tabanı dahil her şeyi atmışlar. Yalnızca uçağın tavanına tutunan yolcular ve pilot kalmış. Pilot:

- “Uçak hala düşüyor, bir yolcunun atlaması gerek” demiş. Temel:

- “Ben atlarım. ” deyince bütün yolcular ve pilot Temel'i alkışlamış ve aşağı düşmüş.

Sadece Temel kurtulmuş.

Uçakta

Temel Amerika’ya giden uçakta, yol uzun, uçak kalabalık, kendi kendine düşünüp durur. Yolun sonuna doğru bir gümbürtü kopar.

Arkasından da pilot açıklama yapar:

- “Sayın yolcular dört motorumuzdan biri susmuştur. Ancak panik yapmanıza gerek yok. Sadece uçuşun sona ermesine 1 saat kalmıştı ama şimdi bu yolu 2 saatte alacağımızı bildirmek istiyorum.”

Yolculardan ses çıkmaz, herkes rahatlar derken bir gümbürtü daha kopar. Arkasından pilot bir açıklama daha yapar:

- “Sayın yolcularımız, motorlardan biri daha sustu ancak endişe edecek bir şey yok, sadece yolumuz 2 saat daha uzadı.”

Neyse yolcular yine sakinleşirler, aradan bir 10 dakika geçer ki bir gümbürtü daha kopar, arkasından da pilot tabii ki yine bir açıklama yapar:

- “Sayın yolcularımız, endişelenecek bir şey yok, bir motorumuz daha gitti ama biz tek motorla da yolculuğu bitirebiliriz, sadece yolumuz dört saat daha uzamış bulunmaktadır. Lütfen panik yapmayınız. ”

Bunun üzerine o ana kadar sakinliğini koruyan Temel bir anda alevlenir ve bağırmaya başlar:

- “Bir motor daha bozulursa bu sersem herif bizi bütün gün havada tutacak!”

Ceset

Temel ve Cemal birlikte eğitim uçuşuna çıkarlar, uçakları bozulur bir mezarlığa düşerler ve ölürler. Akşamüstü karadeniz radyosunda bir anons duyulur.

- “Tikkat tikkat bir eğitim uçağı mezarlığa tüşmüştür çıkarılan ceset sayısı 56'dır ve ölü sayısının artmasından korkuliy. ”

Uçakta

Temel uçakla Trabzon’a gidecekmiş. Oturmuş bir yere rasgele. Asıl yer sahibi gelmiş;

Yer sahibi : - “Beyfendi burası benim yerim kalkar mısınız? ”

Temel : - “Hayır”

Yer sahibi : - “Beyfendi burası benim yerim kalkın”

Temel : - “Hayır”

Yer sahibi gider hostese başvurur.

Hostes : - “Beyefendi burası sizin yeriniz değil kalkar mısınız lütfen”

Temel : - “Kalkmam”

Hostes çare bulamayınca kaptana başvurur. Kaptan, Temel'in kulağına bir şey fısıldar ve Temel geçer arka tarafa oturur. Herkes hayret etmiş biz bu kadar uğraştık kalkmadı acaba Kaptan nasıl kaldırdı bunu. Dayanamayıp sormuşlar kaptana:

Kaptan : - “Dedim ki burası Trabzon'a gitmez. ”

Pist

Temel ile Dursun pilot olmaya karar verirler. Pilotluk kursunu bitirip diplomalarını alırlar. İlk seferlerini yapmak üzere uçakla havalanırlar. İnişe geçecekleri sırada Temel, Dursun'a dönüp:

- “Şimdi kuleden haber geldi. Bu hava limanının pisti oldukça kısaymış. Bu yüzden tekerlekler yere değer değmez, frenlere sonuna kadar asıl ki, pistin dışına çıkmayalım”, der.

Az sonra inişe geçerler. Tekerlekler yere değer değmez, Dursun frenlere asılır. Uçak kıl payı pistten çıkmadan durur. Temel alnındaki terleri silerken Dursun'a dönüp:

- “Bu ne biçim pist? 50 metrelik yerde uçak durur mu? ”

Dursun başını iki yana sallayıp cevaplar:

- “Haklısın Temel. Bir de şu yanlara baksana. Eni de en az 10 km. var. ”

Uçak

Önce uçağın birinci motoru yanıyor, sonra ikinci motoru. Üçüncü motordan sonra çığlıklar başlıyor. Herkes paniğe kapılıyor. Bir tek Temel çok sakin. Uçak inebiliyor. Herkes Temel’e diyor ki:

- “Bu ne sakinlik, uçak neredeyse düşüyordu.”

Temel de diyor ki

- “Babamın uçağımı düşerse düşsün.”

Helikopter

İlk defa helikopter gören bir laz yanındaki arkadaşına soruyor.

- “Ula bu ne? ” diye yanındaki de cevap veriyor.

- “Olsa olsa pin yaşunda bir sinektur. ”

Yeriniz

Kaptan Pilot Temel telsize var gücüyle bağırıyordu:

- “Ula, sağ motor bozuldu. Düşeyrum, düşeyrum. Meydey düşeyrum. Kule düşeyrum. ”

Kule hemen cevapladı:

- “Mesaj anlaşıldı. Yerinizi bildirin, yerinizi bildirin. ”

Temel gayet ciddi:

- “Pilot kabini, öndeki sol koltuk, pilot kabini, öndeki sol koltuk. ”

3 Ceset

Savcı morga gelen 3 ceset için çağırılmış. Birinci ceset sırıtıyormuş. Savcı nedenini sormuş. Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazanıp sevincine dayanamadı kalpten öldü demişler. İkinci ceset yine sırıtıyormuş. Bu neden sırıtıyor diye sormuş. Bu da 'Selin Toktay' ile sevişirken kalbi dayanamadı cevabını almış. Üçüncüsü Temel'in kömürleşmiş cesedi imiş. Ama o da sırıtıyormuş.

- “Bu neden öldü” diye sormuş savcı.

- “Efendim buna yıldırım çarptı” diye cevap vermişler.

- “Peki, niye sırıtıyor” diye sormuş.

- “Fotoğraf çekiliyor sanmış. ”

Kokuyu Çıkaramadım

Bir gün bizim Temel İstanbul'a arkadaşı Dursun'u ziyarete gitmiş. Akşam geç vakitlere kadar oturup sohbet etmişler. Akşam yemeğinden sonra Dursun Temel'e demiş ki.

- “Bak dostum hacen bir ihtiyacun varsa şimdi gör. Tuvalete bizim yatak odasından gidiliyor, yoksa sonra gidemezsin. ”

Temel ise gayet rahat bir şekilde:

- “Ben eyuyum hec bi ihtiyacım yok. ”

Sonra yatmışlar. Gecenin bir yarısı bizim Temel sancılar içerisinde uyanmış. Yediği ağır yemekler sıkıştırmaya başlamış. Garibim tavuk gibi zıplamaya başlamış. Bir türlü gidecek gibi değil sancılar. Tuvalete de gidemiyor. Son kerteye gelmiş. Çıktı çıkacak.

Temel bir bakmış camın kenarında bir çiçek saksısı. Kaptığıynan çiçeği kaldırmış ve saksının içine ihtiyacını gidermiş. Geride çiçeği toprağı ile birlikte saksının içerisine güzel bir şekilde yerleştirerek yatmış. Sabah erkenden de oradan tüymüş memlekete. 6 ay kadar geçtikten sonra bizim Temel Dursun'a bir mektup yazmış:

Nasılsın iyi misin falan filan. Dursun mektuba hemen cevap yazmış: Hal hatır sormadan hemen meseleye geçmiş:

- “Ula Temel nereye sıçtıysan çabuk söyle. Üç ev değiştirdim hala kokuyu çıkaramadım. ”

Yuvarlak Demir

Temel yeni bir Mercedes 600 SEL almıştır. Arkadaşı Dursun'u da arabasına almış ve bu mükemmel şaheser ile arkadaşını gezdirmektedir. Bir ara Dursun'un dikkati arabanın önündeki kocaman Mercedes amblemine takılır.

- “Temel’ciğim şu arabanın önündeki yuvarlak demir ne işe yarar? ”

Canı biraz eğlenmek isteyen Temel, Dursun’un saflığından yararlanmak istemiş.

- “O mu? Pak anlatayum. Ben yolda giderken, karşıdan karşıya geçmek isteyen birini gördim mi, bununla nişan alayrum, sonra gaza basayrum, devirup geçeyrum.. ”

Dursun - “Hadi ya gerçekten mi? ”

Temel - “Gerçekten tabi ya ne sandın. ”

Dursun - “Nasıl yaptığını bir göstersene. ”

Temel - “Tabi göstereyim. ”

Biraz uzakta yaşlı, eli bastonlu bir nine ağır ağır karşıdan karşıya geçmektedir.

Temel - “Dursun bak nişan aldum, gaza da basiyrum... ”

HHHHIIIIIIINNNNNN.Tam kadına vurmak üzereyken Temel aniden direksiyonu sola kırar. Ama Dursun’un tarafından KKÜÜTTTT diye bir ses gelir.

Temel - “Ula Dursun ne oldi?

Dursun - “Sen ıskaladın ama ben kapuyla defirdum oni!

Daha Erken

Sevgilisine iyi bir şeyler söylemeye çalışan Temel:

- “Sabah uyanır uyanmaz ilk işim seni düşünmek oluyor” dedi.

- “Bütün erkekler bana bunu söylüyor” dedi kız.

- “Ama ben hepsinden daha erken uyanıyorum.”

Ne Göbek Atması

Temel’in bir gün kangren olan bacağını keserler ve Temel hayata küser. Toplum içine çıkmak istemez, kimseyi görmek istemez.

Fadime’yle bile konuşmak istemezmiş. Neyse bir gün Fadime Temel’e seslenmiş.

- “Temel koş koş..”

Temel bu lafa çok içerlemiş ama acaba noluyo diye gitmiş Fadime’nin yanına. Fadime dışarıyı işaret ederek “bak” demiş. Temel

dışarıya bir bakmış ki ne görsün. Kolları olmayan, omuz hizasından kesilmiş bir adam sokakta göbek ata ata dolaşıyor. Acayip şaşırmış. Düşünmüş taşınmış işin içinden çıkamamış. Gitmiş adamın yanına:

- “Kardeş ya” demiş. “Benim bacağımı kestiler hem de bir bacağımı ben hayata küstüm. Sen nasıl olur da iki kolun birden kesilmişken böyle göbek atabiliyorsun” demiş.

Adam da: - “Ne göbek atması be adam. Kıçım kaşınıyor kıçım!” demiş.

 

Parmak Kırık

Temel doktora gitmiş.

- “Hastayım doktor, çok hastayım, vücudumun her yeri ağrıyor, nereme dokunsam sızım sızım sızlıyor, dökülüyor. ”

Doktor: - “Nasıl hastalık o, tüm vücudunu saran, ağrıtan? ”

Temel parmağının ucuyla kafasına dokunmuş.

- “Ay ay ay... ” Sonra göğsüne parmağını basmış ve yine acıyla bağırmış.

Sonra beline, yine acıdan allak bullak olmuş, sonra bacaklarına...

Temel parmağını neresine dokundursa ağrıyla irkiliyormuş. Doktor daha fazla dayanamamış.

- “Ver bakayım şu elini”, demiş; “Bak oğlum senin parmağın kırık... ”



Yukarı çık Copyright ©2008-2011 -Bs düzenleme by Erman BASKIN . All rights reserved. Kodbanks - Kod sitesi, html kodlar

Top Nav Color

Hide Show
Online Kişi Sayacı -11-20-
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=